Change Font Size

Change Screens

Change Profile

Change Layouts

Change Direction

Change Menu Styles

Cpanel
Tarihe göre etiket öğelerini görüntüle: teknoloji
Çarşamba, 24 Kasım 2010 21:13

Dijital Dünya Sorgulanıyor

Yirminci yüzyılın son çeyreği, çok hızlı değişimlerin yaşandığı bir dönem olarak
hafızalara yerleşti. Bu yıllarda ekonomik politikalarda, kültürel hayatta ve toplumsal
hayatta çok farklı dönemlere tanık olundu; Doğu bloğu yıkıldı, Berlin duvarı yıkıldı.
Liberal politikalar (özelleştirme vb.) ile birlikte serbest piyasa ekonomisine geçiş
yaşandı ve monetarist politikalar uygulamaya konuldu. 80'ler ekonomideki değişim
tartışmalarıyla geçerken, 90'lı yılların başlarında küreselleşme konusu dikkat
çekmeye başlamıştır. Hiç kuşkusuz burada bilgisayar ve iletişim teknolojilerinde
yaşanan gelişmeler, küreselleşmenin itici dinamikleri oldu. Bu yıllarda tele alışveriş,
tele bankacılık, tele posta gibi kavramlar gelişmeye başladı. 2000 yılı ile yeni bir
yüzyıla merhaba denildiğinde ise; dünya İnternet, elektronik ticaret, e-devlet
vb.  uygulamalarla, kendini tamamen dijital bir platformun içinde buldu.
Çağ atlatan buluş olarak nitelendirebileceğimiz binlerce araç veya yöntem, geride
bıraktığımız 20.yüzyılda devreye girdi. Özellikle, uçak, telefon, televizyon, internet
gibi iletişim ve ulaşım konusunda verim üreten buluşlar, ekonominin üretim hızını her
seferinde kat kat arttırdı. (1) Bu buluşlardan, kökleri, 1940'larda İngiliz Matematikçisi
Alan Turing' in geliştirdiği elektromekanik
bir alete dayanan bilgisayarlar,
günümüzde çok daha karmaşık ve bir o kadar da gelişmiş bir yapıya dönüşmüş ve
tüm dünyada vazgeçilmez bir araç haline gelmişti ve özellikle internet teknolojisi ile,
pek çok alanda kullanılmaya başlanmıştır. İlk olarak posta işlemlerini epostaya
dönüştürerek, insanoğluna hayal edemeyeceği bir hız kazandırdı. Her geçen gün
gelişen teknolojisi ile birlikte, elektronik alışveriş, elektronik iş uygulamalarına imkan
tanıdı. Bununla birlikte elektronik ticaret uygulamasına geçişi hızlandı. Diğer yandan
edevlet
(devletin bir takım faaliyetlerin bilgisayarlar aracılığı ile ya da internet
aracılığı ile gerçekleştirilmesi söz konusu oldu), e-eğitim  (eğitim faaliyetlerinin
özellikle üniversite eğitiminin internet üzerinden gerçekleştirilmesi sağlandı), e-noter
ve daha pek çok konuda gelişmeler yaşanmaya başlandı. Son olarak ABD'de yürürlüğe giren eimza
uygulaması gelinen son noktayı işaret etmektedir. Bu gelişmelerin yaşanması ile birlikte toplumsal
ve ekonomik hayatta da önemli  değişimlerin yaşandığını söylemek mümkündür. Bu çalışmada,
belirtilen teknolojik gelişmelere bağlı olarak, özellikle, teknolojik güce sahip olan ekonomiler ile sahip
olmayan ekonomilerin durumlarının ve bu süreçte yaşanan global eşitsizliğin değerlendirilmesine
yer verilecektir.
Dijital dünyanın hakimiyeti ile girilen 21. Yüzyılda "Yeni Ekonomi" kavramına da
sıkça rastlanmaktadır. Bu kavram üzerinde halen, net bir kavramsal açıklamaya
gidilememesine karşın bir takım ipuçları bulmak mümkündür. Yeni Ekonomi kavramı
ile; "temelinde bilgi ve iletişim teknolojilerindeki hızlı değişim ile bunun üretim, satış,
pazarlama ve genel yönetim sistemlerinde yarattığı 'yenilikler'in yattığı bir
ekonomiden" söz edilmektedir. (2) Elektronik ticaret ve enformasyon teknolojilerine
dayalı endüstriyel hareket, yeni ekonominin bir diğer adıyla dijital ekonominin,
şaşırtıcı bir hızla ilerlemesine imkan vermiştir. (3) Bu gelişme, pek çok konuda
olduğu gibi bu konuda da farklı bakış açıları ve yaklaşımları beraberinde getirmiştir.
Özellikle küreselleşme tartışmalarında görülen küreselleşme karşıtı düşünceye paralel
olarak "dijital dünya" yaklaşımına da tepkisel bir yaklaşımdan söz edilebilir.Temelinde
teknolojik güce dayalı global bir eşitsizliğe yol açtığı düşüncesine
dayanan "Dijital Bölünme" kavramı bu düşünceyi daha net ortaya koymaktadır.
Dijital Bölünme, kavramı ile, dijital teknolojilere sahip olan ülkeler ile sahip olmayan
ülkeler arasındaki uçurumun ortaya çıkması anlatılmak istenmektedir. Özellikle
teknolojik altyapıdan yoksun ülkeler (sanayileşme evresine geçiş yapamamış ülkeler)
de, dijital dünyadan söz etmek mümkün değildir. Diğer yandan gelişmiş
ekonomilerin, teknolojik altyapı avantajları ile dijital dünyaya uyum sağlamaları,
gelişmekte olan ülkeler karşısında elde ettikleri üstünlüğü çok net bir şekilde ortaya
koymaktadır. Ayrıca belirtilen üstünlüğe bağlı olarak, gelişmiş ekonomiler ile
gelişmemiş ekonomiler arasındaki farkın, her geçen gün hızla açıldığını ifade etmek
mümkündür.
Dijital bölünme, tüm dünyada ülkeler arasındaki dijital haritanın tekrar
anlamlandırılması zorunluluğunu ortaya çıkarmıştır. Küreselleşme ile , ekonomileri
gelişmiş ülkelerin, gelişmekte olan ülkelerin alım gücünü yükseltmeleri zorunluluğu
nasıl ortaya çıkmışsa, dijital dünya düzeninde de böyle bir önkoşulun, sistemin
devamlılığı açısından önemli olduğu gözden kaçırılmaması gereken önemli bir
noktadır. Diğer bir ifade ile küresel pazarda, gelişmiş ülkelerin az gelişmiş ülkelere
sağlayacağı teknoloji transferleri ile aradaki uçurumun her geçen gün artmasını
önlemek mümkün olabilecektir. Belirtilen eşitsizlik ve uçuruma bağlı olarak,
teknolojik gelişmeleri takip edebilme gücüne sahip olmayan pek çok ekonominin
bulunması bu bağlamda endişe vericidir. Gerekli önlemlerin alınmaması ile birlikte,
dijital çağ söylemlerinin dijital tehditlere dönüşerek dünya üzerinde çok ciddi bir
dijital bölünmeye yol açacağı aşikardır. Belirtilen önlemlerin alınmaması durumunda,
süreç önceleri sürekli gelişmiş ekonomiler lehine gelişecek ancak gelişmiş
ekonomiler lehine gözüken durum bir süre sonra bumerang etkisi yaratarak, kendi
ürettiklerini kendileri tüketmek zorunda kalan gelişmiş ekonomiler üzerinde bir kısır
döngüye yol açacaktır. Bu tür bir kısır döngü de tüm dünyada bir global krizin
yaşanmasına yol açabilecektir.
Sonuç olarak, küreselleşme ile birlikte dünya üzerindeki yaşanan bölünmenin (bir
yanda sürekli zenginleşen ülkeler, diğer yanda sürekli yoksullaşan ülkeler) teknolojik
gelişmelere ayak uydurulamaması sonucuna bağlı olarak daha da ciddi bir oranda
yaşanacağı düşüncesi yaygınlaşmaktadır. Dolayısı ile teknolojik gelişmeleri takip
edemeyen, altyapıya sahip olamayan ülkeler, gerek ekonomik anlamda gerekse
gelişmişlik düzeyi bakımından, teknolojik güce sahip ülkelere göre daima
gerileyeceklerdir. Bu yönüyle yaşanacak eşitsizlikler sonrasında, ülkelerin farklı bir
şekilde ayrımlaşmalarına tanık olacağız.
Dr.Aşkın Keser
Kaynaklar:
(1)Cem, İpek, Yeni Ekonomi, 21Ağustos 2000, Sabah Gazetesi
(2)Korkmaz İlkorur, Dijital Bölünme, Yeni Binyıl Gazetesi
(3) Electronıc Commerce In The Dıgıtal Economy,
http://www.ecommerce.gov/ede/chapter1.html
(4) Korkmaz İlkorur, Dijital Bölünme, Yeni Binyıl Gazetesi
Pazar, 31 Ekim 2010 22:04

İlk İnsansı Uzay Robotu Hazır

 Uzayda görev yapacak ilk insansi robot, köpükle sarmalandigi bir kutu içinde firlatilacak.
Haber, Uzayda görev yapmak üzere tasarlanan ilk insansi robot, Discovery uzay mekiginin 1 Kasim’daki son seferinde Uluslararasi Uzay Istasyonu’na götürülecek.
Amerikan Havacilik ve Uzay Idaresi (NASA) ve otomobil devi General Motors’un 15 yil süren çalismalar sonunda gelistirdigi, "Robonot 2" ya da "R2" adli robot yardimci, köpükle sarmalandigi bir kutu içinde pazartesi günkü firlatma islemini bekliyor.
Dünya’da ve uzayda insanlarla yanyana güvenli bir sekilde çalisabilecek ve aynen insan gibi alet kullanabilecek sekilde tasarlanan R2’nin, uzay istasyonunda rutin bakim islerini yaparak, istasyon mürettebatinin daha önemli görevleri yerine getirmesini saglayacak biçimde is yükünü azaltmasi hedefleniyor.
Uzaya seyahat edecek ve burada çalisacak ilk insansi robot R2, arkasindan gittigi tüm cisimleri görebiliyor, çevreyi hissedebiliyor ve etrafa uyum saglamak için kendini gerektigi gibi ayarlayabiliyor.
2 buçuk milyon dolara malolan ve 5 kilodan fazla agirligi kaldirabilecek sekilde tasarlanan 136 kilo agirligindaki R2, yer ekibi ve istasyon mürettebati tarafindan grafik kullanici arayüzü ile bilgisayardan kontrol edilecek.

 

 

Pazar, 31 Ekim 2010 22:02

AOC'den ultra ince monitörler


 

AOC, LED arka aydinlatmaya sahip 12,9 mm'lik ultra ince monitölerini tanitti.

Haber, AOC'nin tanittigi ultra ince LED monitörler minimalist tasarim lariyla dikkat çekiyor. Monitörler 47 cm/18,5” ile 58,5 cm/23” arasinda boyutlara ve 16:9 görüntü oranina sahip. Tüm monitörler yüksek görüntü kaliteleri, hizli tepki süreleri, genis görüntüleme açilari ve ekonomik enerji tüketimleri ile öne çikiyor.

Modern beyaz renkli bu minimalist modeller, her seyden önce sadece 12,9 mm’lik ince tasarimlariyla dikkat çekiyor. Bu monitörleri özel kilan, alisilmis dügmelerin hiçbirine sahip olmamalari. Ayarlar, tabana entegre edilmis olan ve parmaginizi yaklastirdiginizda isiklari yanan dokunmaya duyarli tuslar yoluyla kolayca yapilabiliyor.

Ister hizli hareket eden oyunlar oynarken, isterse yeni filmleri izlerken ya da multimedya uygulamalarinin keyfini çikarirken, 50.000.000:1 yüksek dinamik kontrast orani (DCR) ve sadece 5 milisaniyelik hizli tepki süresi, gecikme ve gölgelenme olmaksizin daima zengin ayrintilara sahip ve dogal görüntüler sagliyor.

AOC, bu yeni ekran serisi ile, tabanlar için yenilikçi bir konsepti de tanitiyor: Ayak geriye dogru yaklasik 90° katlandiginda, saniyeler içinde bir duvar baglantisina dönüsüyor. Ilave rahatlik için, ekran öne dogru 5 ya da arkaya dogru 20 dereceye kadar egilebiliyor. Analog bir D-Sub ve/veya dijital DVI-D (HDCP’li) baglanti noktasi ile donatilmis olan bu ekranlar, tüm uygulamalar için uygun bir konektör sagliyor.

AOC, üretimde kaynaklarin verimli kullanilmasina da büyük önem veriyor. Örnegin, tüm monitörler civa kullanilmadan üretiliyor ve ürün ambalaji %100 geri dönüstürülebilir malzemeden üretiliyor. Elektrik tasarrufu saglayan LED arka aydinlatma teknolojisi sayesinde, ENERGY STAR 5.0 ya da EPEAT-Silver gibi mevcut çevresel standartlar karsilaniyor.

58,5 cm/23" model bile kullanimda oldugunda 28 watt'in altinda enerji tüketiyor. Bekleme modunda ise güç tüketimi tüm modellerde 1 watt’in altina düsüyor.

Yeni AOC monitörler e943Fws (47 cm/18,5"), e2043Fs (50,8 cm/20"), e2243Fws / e2243Fw (54,7 cm/21,5") ve e2343F/e2343Fs (58,5 cm/23") su anda teknoloji marketlerden satin alinabiliyor.

Pazar, 31 Ekim 2010 21:59

Pulsar Güneş'ten daha ağır


Amerikali astronomlarin kisa süre önce kesfettigi nötron yildizi (pulsar), Günes'in iki kati agirligiyla kütle rekoru kirdi.

Haber, Ingiliz bilim dergisi Nature’da yayinlanan makalede, dev yildizlarin infilak edip süpernovaya dönüstükten sonra "kadavralari" haline gelen hiper-yogun nötron yildizlarinin, çok yogun maddenin anlasilmasina katki saglayabilecegi belirtildi.

Tüm kütlesi 10 kilometre civarinda çapi bulunan küreye sigabilen nötron yildizlarinin agirligi 500 milyon tonu bulabiliyor.

ABD’deki Socorro’da bulunan Ulusal Radyo astronomi Gözlemevinden yapilan açiklamada, bu siradisi yogunlugun, nötron yildizlarini, fizikte bilinen en yogun ve egzotik maddenin durumlarini incelemek için dogal bir laboratuvar haline getirdigi bildirildi.

Arastirmanin basinda yer alan Paul Demorest, Dünya’dan 3 bin isik yili (1 isik yili: 9,5 trilyon km) uzaktaki nötron yildizinin Günes’in iki kati agirliga sahip olmasinin "sasirtici" oldugunu, bu kadar büyük kütlenin nötron yildizlarinin bilesimi konusundaki teorik modellerin devre disi kalmasina neden oldugunu kaydetti.

Gökbilimci Demorest, bununla birlikte bu gökcisminin tüm çok yüksek yogunluklu maddelerin ve nükleer fizigin birçok ayrintisinin anlasilmasina katkisi olacagini ifade etti.

Bugüne kadar bilinen en büyük kütleli nötron yildizinin agirligi, Günes’in 1,67 katiydi.

Astronomlar, ayni zamanda bir pulsar (periyodik elektromanyetik dalgalar yayan gökcisimleri) olan bu nötron yildizinin kütlesini Dünya’dan ölçebilmek için, Albert Einstein’in görelilik teorisinden faydalandilar.

Pulsar’in son derece dakik bir kronometre gibi saniyedeki 317 rotasyonluk ritmle gönderdigi radyo dalgalari, bir baska yildiz kalintisi olan bir beyaz cüceye çarptiktan sonra, bu gökcisminin çekim gücünün uzay-zamani bozmasi nedeniyle Dünya’ya gecikerek ulasti.

"Shapiro rötari" adi verilen bu olay, bilimadamlarinin iki dev yildizi da kesin bir sekilde ölçmelerine olanak sagliyor.

Pazar, 31 Ekim 2010 21:57

Türkiye "Siber Ordu"sunu Kuruyor

MGK siber tehditle mücadele için ulusal çapta savaş başlatılıyor. Kendi bütçesi olan, özerk bir Siber Ordu Komutanlığı kuruyor.

Haber, Milli Güvenlik Kurulu bildirilerine ilk kez yansıyan "siber tehdit"le mücadele etmek için topyekûn harekat başlatılıyor.

Kamuoyunda "Kırmızı Kitap" olarak adlandırılan Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’ne tehdit algısı olarak giren siber terörizme karşı 20 kurumun ortak hazırladığı "Ulusal Sanal Ortam Güvenlik Politikası" hayata geçirilecek. Tübitakbaşkanlığında Cumhurbaşkanlığı, Genelkurmay Başkanlığı ve Başbakanlık gibi kurumların katılımıyla geliştirilecek strateji, yerli hackerlerin yanı sıra küresel ölçekli siber tehditlerden de korunmayı öngörüyor.
Siber tehdit, önceki gün düzenlenen MGK Toplantısının ardından yayınlanan bildiride "Global düzeyde ulaştığı boyut ve bu tehdidin ulusal güvenliğe etkileri kapsamlı surette ele alınmıştır. Bu bağlamda, siber tehdidin engellenebilmesi açısından milli düzeyde yürütülen çalışmalar değerlendirilmiştir" ifadeleriyle yer almıştı.
Çalışmanın ilk hedefi, yasal mevzuatın hayata geçirilmesi olacak. Daha sonra tüm kurumların bilgi işlemcilerine bilinçlendirme ve bilgilendirme brifingleri verilecek. Bilgilendirme çalışmaları kapsamında bilgisayar korsanlarının şirket ya da kurum bilgilerine nasıl ulaşabildikleri, hangi programları kullandıkları anlatılacak. Kötü niyetli hackerlerin metodolojisi konusunda bilgilendirme yapılarak "beyaz hackerler" yetiştirilecek.
Beyaz hackerler, önlem alabileceği gibi karşı saldırı da yapabilecek. Çalışmanın en büyük ayağını "uluslararası eşgüdüm" bölümü oluşturacak. Çalışma, Başbakanlığın onayının ardından hayata geçecek. Savunma Sanayi Müsteşarlığı’nın ön çalışmalarını başlattığı Siber Ordu’nun önceki gün düzenlenen MGK Toplantısı’nda da gündeme geldiği belirtiliyor.
Pentagon’daki 15 bin bilgisayarın korunmasından sorumlu olan Siber Komutanlığın bir benzeri Türkiye’de kurulursa, başta TSK olmak üzere birçok kurum ve kuruluşun bilgisayarlarına, hackerların sızmaları önlenebileceği gibi, siber alemde de karşı operasyonlar yapılabilecek. Siber Komutanlığı, diğer komutanlıklar gibi kendi doktrinlerini geliştirebilecek, kendi bütçesine ve özerk bir komutaya sahip olacak.

  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »
Sayfa 1 / 3
You are here Kategoriler MICROSOFT Tarihe göre etiket öğelerini görüntüle: teknoloji